Merhabalar efendim;
Yine anlam veremediğim oturup üzerinde sanki atomu parçalayacakmışım gibi düşünüp sonucunda abi cidden doğru galiba kanısına vardığım yada değildir ya deyip düz hesap devam ettiğim bir kilit konuyla karşınızdayım.
Kaçan kovalanır mı? Kovalamazsan da kaçar mı? Kaçan koşmaktan yorulup kaçmayı bırakır mı bu yoğurdu sarımsaklamalı mı sarımsaklamamalı mı bıdı bıdı bıdı.
Birbirini seven iki insan neden böyle bir şey yapsın ki diye olaya klişe bir giriş yapmak istiyorum lakin iki kişilik adına aşk dediğimiz manitasyon olaylarında hiç bir zaman eşlerin birbirini eşit derecede sevdiğine inanmadığım için, bence bu işin adı kaçmak yada kovalanmak değilde bir nevi tarafların zamanla duygularının yer değiştirme olayı. Nasıl mı?
Hemen anlatayım;
Kadın denilen ve derinliklerine asla inilemeyen biz tuhaf organizmalar çok çabuk aşık olabilen(?) aşık olduğunu zanneden, adamlara kendimizi körü körüne bir anda bağlayabilen, kendimizi bağladığımızda da ondan önce sanki hiç hayatımız olmamış gibi sosyal ortamdan tamamen soyutlanabilen varlıklarız hele ki karşımızda ki adam isteğimiz kriterlere uysun. Gerçekten de biz kadınlar aşık olunca gösterdiğimiz performansla dünyayı ele geçirebiliriz ama tabi kalpten beyne ulaşmadığı için o zeka o an.. Ee durum böyle olunca kaptırıp gidiyoruz kendimizi.. Yeryüzüne tek bir adam gelmiş, özene bezene yaratılmış sadece bize bahşedilmiş eşi benzeri olmayan bir tanrı ilan ediyoruz karşımıza çıkan insanı..
Erkekler dediğimiz basit yapılı organizmaların ise biz kadınların ilk bakışta sadece dış görünüşümüze bakarak kendilerini kollarımıza bıraktığına defalarca şahit olmuşumdur. Zavallılarım bilmiyorlar ki ben o dudaklara kaçak kat çıktım ondan o kadar dolgun, o kemikli suratı kontürle yaptım sonra da highlighterı damardan aldım o suratımda ki nur ordan geliyor, zaten göğüslere yapılan kontürler de var şuan o kısma hiç girmek istemiyorum .. "Ananı boyar babana satarım" sözünü kesin biz kadınlar için söylemişler...
Neyse;
İlk etapta dış görünüşüyle kurbanının gözlerini kör eden Kadın durur mu durmaz tam gaz ileri.. Erkeğine biçilmiş kaftan izlenimi vermek için türlü türlü alen delonlarla hoop geçiveriyor kalbe giden yol mideden.
Şimdi adamı hayatımızın odak noktasına koyduk ya tüm zamanımızı ona ayırıp sanki sadece onun için yaşıyormuşuz gibi hemen her şeyi yapmamız gerektiğini emrini veriyor beynimiz (kalbimiz) bize. Sırf renkleri güzel diye aldığımız o muffin kalıplarını bile kullandırıyor bu aşk denilen illet bize. Hayatında mutfakta buzdolabını açmaktan ileri gitmeyen arkadaşlarıma ölçüyle makarna yaptırdığını gördüm öyle demeyin..
İlk günler böyle geçerken, kadın başarıya giden yolda altın topuklu stilettolarla kendinden emin yürürken devran da tam bu noktada dönüyor. Kadın kendini erkeğine ispatlamak için türlü türlü alicengiz oyunları çevirirken erkek kendini tabi ki bulunmaz hint kumaşı zannediyor ve kabaran egosuyla arkasına bakmadan kaçmaya başlıyor. Biz kadınlar hırslı yaratıklarız onlar kaçtıkça biz tabanları daha da bir yağlarız bilmiyorlar. E kaç kaç nereye kadar demi dünya yuvarlak evladım geldiğin yere geri döneceksin.. Velhasıl kelam, Avını elde eden dişimiz sessizce ödülünü alıp kenara çekiyor ve showunu başarıyla tamamlayan yunus gibi balığını bekliyor..
Tam da bu nokta da bizim tek yapılı organizmalar noluyoruz abi yaa iyiydik biz muffin filan yiyorduk.. diyerek arkada dönen yazılı çizi senaryodan bi haber kadınını kaybetme korkusuyla yüzleşiyorlar yavrucaklar yazık, ve birden ne oluyorsa yerlere göklere sığdırılamıyoruz. Bakınız kovalayan kaçmaya kaçan hızla kovalamaya başladı adeta çıkmaz sokağın sonunda ki aşılmaz duvarı görüp geri dönmüşcesine..
Şimdi gelsin çiçekler, mum ışığında romantik yemekler bitmek bilmeyen bildirimler.. Aferin kız bize :)
İşte zamanla bu sürkülasyon devam edip gidiyor. Çünkü ilişki değil engelli koşu. Zaten bizler de birer Elvan Abeylegesseyiz. Ay keşke erkeğimizin peşinden koşarken azcık da kilo versek ne güzel olur değil mi..
Neyse aşkım sen kaç ben kovalarım...
Öptüm.

Yorumlar
Yorum Gönder